Yapay zekâyla içerik üretmek Google'ın yasakladığı bir şey değil. Google'ın tek sorduğu şu: bu içerik kullanıcıya gerçekten değer katıyor mu? Katmıyorsa, hiç düzenlenmeden ölçekli biçimde yayınlanan ham yapay zekâ metinleri doğrudan "scaled content abuse" (ölçekli içerik kötüye kullanımı) politikasına giriyor ve sitenin tamamı dizin dışı kalma riskiyle karşılaşıyor.
Yapay zekâyı nasıl güvenli kullandık?
- Yapay zekâyı yalnızca taslak ve iskelet için kullandık. Yayın kararını her zaman bir insan verdi.
- Her içeriği editör düzenlemesinden, olgu kontrolünden ve mümkün olduğunda bir uzmanın gözden geçirmesinden geçirdik.
- Özgün örnek, gerçek veri ve deneyim ekleyerek E-E-A-T (uzmanlık, deneyim, güvenilirlik) sinyallerini güçlendirdik.
- Değer katmayan taslakların %35'ini hiç yayınlamadık. Elemek, üretmek kadar önemliydi.
Aynı araçlarla "günde yüzlerce yazı" yığmak kısa vadede trafik getirse bile, Google'ın ölçekli içerik politikasıyla sitenin tamamını riske atar. Ayırt edici fark insan editörlüğü ve gerçek uzmanlıktır, otomasyonun kendisi değil.
Editör süzgeci pratikte neye benziyor?
"İnsan editörden geçirdik" kulağa kolay geliyor ama iş asıl burada. Her taslakta şunları aradık:
- İçerik, konuyu gerçekten bilen birinin yazacağı özgün örnekleri ve deneyimi taşıyor mu, yoksa herkesin bildiği genel cümleler mi?
- Verdiği bilgiler doğru mu? Yapay zekâ zaman zaman gerçek gibi görünen yanlış bilgi üretir; bunları tek tek kontrol ettik.
- Okuyucuya, rakiplerde olmayan ek bir değer sunuyor mu?
Bu üç soruya net "evet" alamayan taslakları yayınlamadık. Yayınlanan her yazı, yapay zekânın değil, bir editörün onayından geçti.
Dürüst değerlendirme
Hız ve ölçek kazandık, evet. Ama sürdürülebilir sonucu getiren şey otomasyon değil, koyduğumuz editoryal kalite eşiğiydi. Taslakların üçte birini elemek, projeyi cezadan koruyan asıl adımdı. Google'ın yardımcı içerik yaklaşımı da tam bunu ödüllendiriyor. Ölçekli ama güvenli içerik için içerik ve blog SEO tarafında bu çerçeveyle çalışıyoruz.
